İşsizlik 4.0

0

Endüstri 4.0’ın o şaşalı günleri ve “hoş geldin” partileri sona ermiş görünüyor.

Siz bakmayın sık sık duyduğunuz, okuduğunuz “yapay zekâ” ve “start up” içerikli haberlere, muştulu sözlere…

Epeydir gündemin ilk sıralarını “İşsizlik 4.0” haberleri kaplıyor.

Geleneksel sektörlerdeki işsizlik haberlerine, istihdam kayıplarına alışmıştık ama teknoloji şirketlerinde kapı önlerine konulan çalışanlara bakınca teknoloji rüyasının, giderek bir kâbusa dönüştüğü anlaşılıyor.

Neden mi?

Teknoloji şirketlerindeki işten çıkarmalar neredeyse bir furyaya dönüştü?

Baksanıza, Twitter’ın yeni patronu Elon Musk, 10 bin çalışanın yarısını bir günde işten çıkarttı. Hedefi toplam 7 bin 500 çalışanı kapının önüne koymak.

Bilim, akademi, ahali nasıl tanımlar bilemem, ama bana soracak olsanız, kapitalizmi, “Bir hisse başına fiyat biçmenin ve bedel ödemenin değerinin, bir çalışanın işine ve yaşamına biçilen değer ve bedelden fazla olması” olarak tanımlarım.

44 milyar doları gözden çıkartarak Twitter’ı satın almasında hiçbir mali sıkıntı ve zarar yok, ama iş çalışanlara gelince ödenen maaş çekleri katlanılamaz bir mali tablo oluşturuyor.

Tabi diyebilirsiniz, “Adam şirketin patronu oldu, ister 10 bin kişiyle ister 10 kişiyle çalışır. Şirketin sahibi değil mi?”

Haklısınız, ama dedik ya, kapitalizm, tüm kurum ve kurallarıyla tıkır tıkır işliyor. Üstelik “teknoloji ve dijital” postuna bürünerek…

Yalnızca Twitter mı?

Şöyle bir fotoğraf çekelim…

Elon Musk Twitter’ı neden aldı?

0

Kimse bilmiyor… Elbette Elon Musk’ın dışında…

Evet, hepimiz biliyoruz, tam bir Twitter müdavimi.

Tweet atmayı, yazdıklarıyla sağa sola sataşmayı, hatta hızını alamayıp ağzına geleni saydırmayı seviyor…

Sıradan bir Twitter kullanıcısına da laf yetiştiriyor, devlet başkanları, ülke liderleri, bakanlarla da ağız dalaşına giriyor; özgürlüğünün coşkun seliyle ayar veriyor…

Sözün en keskinini de esirgemiyor…

Bir yandan Bolivya’da darbeyi desteklediğini açık açık söylemekten de çekinmiyor, diğer yandan ifade özgürlüğünün küresel “havarisi” olmaya da soyunuyor. Öylesine özgür yani…

Yoldan geçene de tarif veriyor, Ukrayna-Rusya savaşını bitirmek için de yön tayin ediyor.

Hem teknoloji dâhisi, hem Mars’ın imparatoru, hem de ekonomiyle siyasetin ustası…

Bu “bıçkın tekno delikanlı” haliyle etrafında topladığı milyonlarca fan’ını mest ediyor. Haliyle “hastası” da, seveni de, kızanı da, hatta “nefret edeni” de çok…

Hâsılı biz ölümlüler vademizi doldururken Twitter’daki sınırsız özgürlüğüyle “ağam herkesle eğleniyor.”

…da şimdi bu cümbüş içinde 44 milyar doları basarak Twitter’ı neden aldı?

Bugünün Ötesi #1 | Tek Yol Temel Gelir Mi?

0

(Bu yazıyı podcast olarak da dinleyebilirsiniz. Bugünün Ötesi podcastlerine Spotify dışında Google Podcast, Apple Podcast, Deezer, Spreaker gibi podcast platformlarından da ulaşabilirsiniz.)

Evrensel Temel Gelir…

Evet, bu kavramı daha önce hiç duydunuz mu, ya da kaç kez duydunuz bilmiyorum; ama önümüzdeki dönemde çok fazla duyacağınızı garanti edebilirim.

Peki neden?

Çünkü, Dünya’da işsizlik çığ gibi büyüyor ve ülke ekonomileri yeni iş yaratmakta zorlanıyor. İşsizlik kalıcı hale geliyor.

Çünkü, teknoloji, dijitalleşme, makineler insanların işlerini ellerinden alıyor, hemen her ülkede şirketler, tercihlerini makinelerden yana kullanıyor ve binlerce insanı gözlerinin yaşına bakmadan yığınlar halinde kapının önüne koyuyor.

Çünkü, hemen her ülkede siyasi iktidarlar, ve hatta muhalefet partileri mevcut ekonomi modelleri, siyasi programları ve vaatleriyle her gün sayıları dur durak bilmeden artan işsizler ordusuna etkili yanıtlar vermekte, kalıcı çözümler sunmakta zorlanıyor.

“Temel Gelir” diyor Hollandalı düşünür/yazar Rutger Bergman: “Artık vakti gelmiş bir fikir”

O halde nedir bu Evrensel Temel Gelir?

Neden son dönemde çok fazla gündeme gelmeye başladı ve hatta neden bazı ülkeler uygulama aşamasına kadar ilerledi?

Ülkeler, toplumlar her geçen büyüyen işsizlik, sosyal ve siyasi kaosa doğru sürüklenirken, evrensel temel gelirin yakın gelecekte yaygın bir biçimde uygulanma imkanı var mı?

Ve tabii ki, Dünya’da daha geniş tartışma alanı bulan “Temel Gelir” ile ilgili ülkemizdeki durum ne? Yeterince biliniyor ve tartışılıyor mu? Konu hakkında kafa yoran, gündemine alan var mı?

Üşenmedik, araştırdık, çabaladık, dersimize çalışıp Sosyalink Podcast Bugünün Ötesi serimizde karşınıza çıktık.

Eee, hadi! O zaman başlayalım…

2030’da Podcast

0

Başlık size belki şaşırtıcı gelebilir. “Podcaste yeni başlıyoruz; birçok insan daha podcasti bilmiyor ki, 2030’daki podcastti anlatıyorsun” diyebilirsiniz.

Böyle düşünüyorsanız, sizi yadırgamam. Ama bir podcast severseniz yine de yazının sonunu  beklemenizi öneririm. Belki de podcaste dair önümüzdeki 10 yıla ilişkin öngörülerim, bu fütüristik analiz, size yeni bir bakış açışı katabilir. Podcastin geleceğini birlikte düşünme, analiz etme şansı yakalayabiliriz.

Bu yazıda öngörülerimi 3 başlık altında toplayacağım. Birincisi teknoloji, ikincisi dinleyici (kullanıcı/tüketici), üçüncüsü ise üretici (yayıncı/geliştirici/podcaster) boyutu olacak.

Bu üç unsurun da zaman içerisinde birbirini etkileyen, tetikleyen bir yapı içerisinde evrileceğini düşünüyorum.

O zaman 10 yıllık yolculuğa “teknoloji” ile başlayabiliriz.

Eğitimin ‘Sınav’la İmtihanı!

0
Fotoğraf: Nick Morrison - www.unsplash.com

Türkiye’de okulların eğitime ara vermesinin üzerinden iki, uzaktan eğitime başlanmasının üzerinden bir hafta geçti.

Her ne kadar Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de öncelik Korona Virüs salgını nedeniyle sağlık olsa da, milyonlarca öğrenci nedeniyle eğitim de öncelikli konulardan birisi olmaya devam ediyor.

Devlet, okullar, öğrenciler, veliler ortaya çıkan bu ani ve zorunlu tablo karşısında yol almaya, çözüm üretmeye çalışıyor.

Türkiye, okulları, öğretmenleri ve öğrencileriyle uzaktan eğitimi öğrenmeye, anlamaya, uygulamaya çalışırken, sis bulutu içerisinde bugüne kadar uygulanan eğitim modelinin bazı unsurlarını online eğitim sürecine nasıl uyarlayacağına ilişkin tartışmalar da yaşanıyor.

‘Uzaktan Eğitim’ Bu Modelle ‘Geleceğe’ Çok Uzak

0
Foto Kaynak: www.freepik.com

Dünya’da birçok ülke gibi Türkiye’de de “uzaktan eğitime”, yani nam-ı diğer online eğitime zorunlu nedenlerle geçildi. Son gelen haberlere bakılacak olursa bu uygulama devam edecek ve hatta bu eğitim öğretim dönemi bu şekilde tamamlanacak.

Dünya genelinde son rakamlara göre 1.7 milyara yakın öğrenci korona virüs salgının kaygısı ve şokuyla bir anda kendilerini evde buldu. Sonra bir baktık ki Dünya’nın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de “uzaktan eğitim” diye bir imkan var; kamu ve özel eğitim kurumları bunu kullanmaya başladı.

Elbette, salgın korkusuyla “gönüllü hüküm” günlerinde çocukların sürekli bilgisayar oyunlarıyla vakit geçirmeleri yerine uzaktan da olsa eğitim almaları iyidir.

Peki, bu mümkün mü?

Gelecek için gençlere yol haritası

0

Teknoloji ve dijital devrim tüm hızıyla Dünya’yı değiştirmeye devam ediyor.

Dört kuşak (Baby Boomers, X, Y, Z) aynı anda dijital devrimi hem tasarımlayor hem de bu devrime maruz kalıyor. Bu büyük değim dalgasının özellikle Baby Boomers (1946-1964 arası doğanlar, X Kuşağı (1965-1980 arası doğanlar) ve Y kuşağının (1981-2000 arasında doğanlar) bir bölümü için değişimi algılama ve uyum sağlama konusunda ciddi zorlukları da beraberinde getirdi.

Dijitalin her şeyi hızlandırdığı, anlamlandırdığı bir çağda, alışılmış kalıpların şekillendirdiği “zihin ve psikolojik” yapıların bu “hız ve anlam” dünyasına uyum sağlaması, değişime adapte olması kolay olmadı ve olmuyor kuşkusuz.

Ama bana kalırsa 2020 yılı itibariyle tarihsel olarak değişimin tam orta noktalarında olduğumuz bir süreçte bir başka zorluğu Y kuşağının bir bölümü (özellikle 1990 sonrası doğanlar), Z kuşağı ve 10 yıl içerisinde daha görünür olacak olan Alfa kuşağı (2010 sonrası doğanlar) yaşıyor.

Artık ‘bilgi’ güç değil; güç, ‘bilgiyi kullanabilme’ becerisidir!

0

Özel bir eğitim kurumunun bugünlerde açık hava reklamlarında dikkat çekici biçimde “Bilgi Güçtür” ibaresini kullanarak öğrenci çekmeye çalıştığını görmek, eğitim kurumlarının dünyayı okuma konusunda ne kadar zafiyet içerisinde olduğunu göstermesi açısından hüzün verici.

Ne yazık ki, bu durum yalnızca o eğitim kurumuyla sınırlı olmayan, neredeyse hemen tüm eğitim kurumlarının tavrını, zihniyetini yansıtması açısından da sembolik bir anlam taşıyor.

“Eski dünyaya”, geçmişe dayanan deneyimlere ve beklentilere bakarak düşünecek olursak, bu vaadin yadırganacak bir durumunun olmadığını, hatta cezbedici olduğunu kabullenebiliriz. Ancak söz konusu “gelecek” olunca insan “bir özel eğitim kurumunun” gelecek hakkında derin öngörü eksikliği içinde olduğunu görmekten dolayı üzüntü duyuyor.

‘Açık Veri Portalı’nın yolu açık olsun!

0

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), sessiz sedasız herkesin belediye ile ilgili her türlü bilgiye erişilebilmesi için “Açık Veri Portalı”nı kullanıma açtı.

Son derece önemli bir hamle olarak gördüğüm bu adımı çok önemsemeli ve hak ettiği değeri vermeliyiz.

Açıkçası portalın hizmete açılmasından sonra konunun yeteri düzeyde heyecan yaratmadığını ve gündem oluşturmadığını görmek üzücü. Bu, belki de ülke ve dünya gündeminin ağırlığından kaynaklanıyor diyebilirsiniz, ama kesinlikle çok daha yüksek sesle konuşmayı hak ediyor.

‘Açık Veri Portalı’ birçok açıdan çok ama çok önemli bir adım…

Neden?

Kritik bazı boyutlarıyla açıklamaya çalışalım…

İngiltere seçiminin ‘meali’; ‘Yıkıcı Yenilik’te sıra siyaset ‘sektöründe’

0

İngiltere’de 12 Araık’ta gerçekleştirilen seçim, sonuçları itibariyle tartışılmaya devam ediyor.

Avrupa ülkeleri ekonomik, sosyal ve siyasi olarak son 10 yılda yeni bir sürece girmiş durumda…

Ekonomik ve siyasi krizlerin giderek derinleştiği koşullarda, yoksulluk, yoksunluk kitlesel olarak genişliyor. Buna paralel geniş kitlelerin siyasi tercihleri popülist sağ partilere doğru meylediyor. Ürpertici olansa yine sayıları giderek artan biçimde birçok Avrupa ülkesinde “aşırı sağ” partilerin önlenemez yükselişi oluyor.

İngiltere’de gerçekleştirilen genel seçimler de yaygınlaşmaya başlayan bu eğilimin açıkçası sağlaması gibi oldu.

Hatırı sayılır siyasi analistin seçim öncesi aktardığı yorumların aksine İngiliz İşçi Partisi seçimden ağır bir yenilgiyle çıktı ve Muhafazakar Parti, seçim öncesi yayınlanan anketlerin bile üzerine çıkarak açık bir zafer kazanmış oldu.

Bu “şaşkınlık” arasında şimdi herkes ne olup bittiğini, artan ekonomik kriz koşullarına ve siyasi kriz ortamına rağmen, nasıl oldu da, İngiliz toplumu (işçileri, yoksulları, yoksunları) kendisine “eşitlik, adalet, daha fazla hak” vaat eden İşçi Partisi yerine Muhafazakar Parti’yi tercih etti?

Popüler Yazılar

Beğenilen Yazılar

2015’te sosyal medya: Araçtan amaca geçiş yılı!

0
Dijitalin iş dünyasını ve markaları fetih süreci tüm hızıyla sürüyor. 2010-2013 yılları arasında hızla yükselen “farkındalık” süreci 2014 yılı itibariyle yaygın bir “eyleme” dönüştü....